Bukadar saçma biey olabilirmi ? Türkiyenin neyine nükleer reaktör ? Uranium u olmayan bir ülke nasıl oluyorda nükleer santral yapıyor ? Amaç ülkeyi nasıl bağımsız hale getirebiliriz diye uğraşıyorlar.
Ama toryum rezervlerinin yarısı nerdeyse ülkemizde bulunmaktadır. Toryum hızlandırıcısı yapmayız tabi ozaman ülke kalkınır. Enerji sorunu kalkar. enerjisini bağımsız üretir demi ? (Böyle düşünenler malesef uçak kazalarına kurban veya intihar ediyorlar.)
Mersinde büyük felaket:
eğer patlama durumunda ülkenin tamamı felç olur. Tarım bölgesi olan akdeniz Tamamen etkilenir. Balıkçılık ve tarım sektörü durur. Ülkenin ekonomisi çöker. ( Ki sanırım amaçlarıda bu) Ülke aç kalır. Baksanıza emperyalist devletler nasılda planlar yapıyor ve bunu yaptırtıyor.
Gerçekler VE Gelecek
Hayatta bildiğinizi sanıp , çok emin olduğunuz şeyler vardır. Ben size bunları mantık çerçevesinde gerçekliklerini veya yalanlarını açıklamaya çalışıcam.
17 Nisan 2011 Pazar
17 Kasım 2010 Çarşamba
Değişim,Evrim
Orjinal Yazım Tarihi: 23.03.2010
arkadaşlar bu evrende herşey değişim ve gelişim olayına sahiptir. Gezegenimiz bile her geçen gün değiştiğini görüyonuz düşünün milyarlarca yıl nasıl değişmeden durabilir ? Eğer dünya değişiyorsa dünya değişirken dünyada yaşayan canlılarda gelişmek zorundadır. Bu bir gereksinimdir . Eğer evrim olmasaydı şuan burada olamazdık. Çünkü dünyanın bile koşullarının değiştiğini her geçen gün hissediyoruz. Herşey sürekli gelişim içindedir. Her gelişim bir diğerinin yok olmasına needen olur. Yani değişime ayak uyduramayan herşey yok olur.
ve hemen başka bir örnek vereyim.
Çağdaşlaşmaya ayak uyduramayan toplumlarda direk yok olur köle olur. Herşey değişim içindedir ve Evren Böyleyken değişim EVRIM KAÇINILMAZDIR.
arkadaşlar bu evrende herşey değişim ve gelişim olayına sahiptir. Gezegenimiz bile her geçen gün değiştiğini görüyonuz düşünün milyarlarca yıl nasıl değişmeden durabilir ? Eğer dünya değişiyorsa dünya değişirken dünyada yaşayan canlılarda gelişmek zorundadır. Bu bir gereksinimdir . Eğer evrim olmasaydı şuan burada olamazdık. Çünkü dünyanın bile koşullarının değiştiğini her geçen gün hissediyoruz. Herşey sürekli gelişim içindedir. Her gelişim bir diğerinin yok olmasına needen olur. Yani değişime ayak uyduramayan herşey yok olur.
ve hemen başka bir örnek vereyim.
Çağdaşlaşmaya ayak uyduramayan toplumlarda direk yok olur köle olur. Herşey değişim içindedir ve Evren Böyleyken değişim EVRIM KAÇINILMAZDIR.
26 Ekim 2010 Salı
Eğitim Sisteminin Sorunları - 1
Orjinal Yazım Tarihi: 21/04/2010
Bugün sadece bir konudan bahsedicem diğer günler diğer sorunlarınıda ele alırım.
Dersler; Örneğin türk edebiyatı tarihi iyi negüzel hoş ama bunu görecek kesim var görmemesi gereken bir kesim var. şimdi görecek olanlar sözel grupları olmalı. Fen öğrencisi bunu görmemeli çünkü bu ders ne gelecekte nede şuan bir fen öğrencisine yarar sağlamaz. illahi bir özel ders koyacan ezberletecemmi diyonuz ? ozaman Bilim Tarihi diye bir ders koyun. Veya Fen gruplarına uygun birşey koyun. Banane edebiyat tarihinden. O bunu yazmış bu şunu...
Ama Tarih önemli bir dersdir Kesinlikle zorunlu olmalı bir Türk kendi Tarihini bilmeli.
bu bazıları fende sözel ders olmasın diyenler içindi
Ama dediğim gibi Edebiyat Tarihi gerçekten gereksiz bişey. Banane Tevfik Fikretten ?
Dil ve Anlatıma gelince yani dilbilgisi bencede bu gerekli. çünkü insan yazı yazarken konuşurken yanlış yaptığı çok şey olabiliyor. Ama kesinlikle fen gruplarına öğretiş şekli değişik olmalı. yani bizde 2 ders olan DVA, TM ve sözelde 5 ders ve her grubada aynı kitabı kullandırıyorlar. her gruba Aynı müfredatı koymak kadar saçma bişey yok. müfredatların 2 derse uygun hale getirilmesi gerekir.
bir insan Fen'e ne için gider ? Mantıklı şeyler yaparak ezberden kurtulmak için gider. Fakat eğitim sistemimiz veya çoğu öğretmenlerimizin anlatış şekilleri öğrenciye ezberletmeye dayalı Mantığını kavratan çok az kişi var ama yinede mantıklı düşünen kişiler kendi kendine mantığını kavrıyor.
Biyolojide ezbere dayalı bir biimde öğretiliyor ülkemizde Bir öğrenciye hücre organellerini say desen çatır çatır sayar. Ama mikroskopta göster şu organeli desen gösteremez. veya bir mikroskopta bir soğan özünü hazırla ve bak deseler yine yapamaz. işte ezberin yol açtığı sonuçlar.....
felsefede gerekli bir derstir bence. Türk edebiyatı Tarihi yerine bu ders 3 saat olsa daha mantıklı ,insan düşünmeyi öğrenir hiç değilse.
Bugün sadece bir konudan bahsedicem diğer günler diğer sorunlarınıda ele alırım.
Dersler; Örneğin türk edebiyatı tarihi iyi negüzel hoş ama bunu görecek kesim var görmemesi gereken bir kesim var. şimdi görecek olanlar sözel grupları olmalı. Fen öğrencisi bunu görmemeli çünkü bu ders ne gelecekte nede şuan bir fen öğrencisine yarar sağlamaz. illahi bir özel ders koyacan ezberletecemmi diyonuz ? ozaman Bilim Tarihi diye bir ders koyun. Veya Fen gruplarına uygun birşey koyun. Banane edebiyat tarihinden. O bunu yazmış bu şunu...
Ama Tarih önemli bir dersdir Kesinlikle zorunlu olmalı bir Türk kendi Tarihini bilmeli.
bu bazıları fende sözel ders olmasın diyenler içindi
Ama dediğim gibi Edebiyat Tarihi gerçekten gereksiz bişey. Banane Tevfik Fikretten ?
Dil ve Anlatıma gelince yani dilbilgisi bencede bu gerekli. çünkü insan yazı yazarken konuşurken yanlış yaptığı çok şey olabiliyor. Ama kesinlikle fen gruplarına öğretiş şekli değişik olmalı. yani bizde 2 ders olan DVA, TM ve sözelde 5 ders ve her grubada aynı kitabı kullandırıyorlar. her gruba Aynı müfredatı koymak kadar saçma bişey yok. müfredatların 2 derse uygun hale getirilmesi gerekir.
bir insan Fen'e ne için gider ? Mantıklı şeyler yaparak ezberden kurtulmak için gider. Fakat eğitim sistemimiz veya çoğu öğretmenlerimizin anlatış şekilleri öğrenciye ezberletmeye dayalı Mantığını kavratan çok az kişi var ama yinede mantıklı düşünen kişiler kendi kendine mantığını kavrıyor.
Biyolojide ezbere dayalı bir biimde öğretiliyor ülkemizde Bir öğrenciye hücre organellerini say desen çatır çatır sayar. Ama mikroskopta göster şu organeli desen gösteremez. veya bir mikroskopta bir soğan özünü hazırla ve bak deseler yine yapamaz. işte ezberin yol açtığı sonuçlar.....
felsefede gerekli bir derstir bence. Türk edebiyatı Tarihi yerine bu ders 3 saat olsa daha mantıklı ,insan düşünmeyi öğrenir hiç değilse.
Canlı,Fotosentez,Virüs
Not: Burada yazacaklarım tamamen benim görüşümdür hiç bir kanıtı yoktur. Biraz karışık gidicem konudan konuya geçicem.
Canlı dediğimiz şey tam olarak nedir ? Bence Canlı diye birşey yoktur çünkü canlılarda maddelerin birbirleriyle etkileşimi sonucu canlılık özelliklerini kazanıyorlar.
bir kimyasal reaksiyonu düşünün. Ama bir insanda bunlardan milyonlarcası oluyor. Bunlar belli bir sıraya göre gerçekleştiğinde bir davranışımız bir düşüncemizi gerçekleştirmiş oluyoruz. Doğadaki canlı dediğimiz herşey (insanlar hariç) belli bir düzen içindedir onlarında kendi aralarında etkileşimleri vardır. ama insanların doğayla etkileşimleri yoktur. insan aslında bu canlılar arasındaki etkileşimi bozmaktadır. insanın diğer canlılardan farkı ise beyinlerindeki etkileşimlerin daha fazla olması ve daha fazla sonuç çıkarmasıdır. Örneğin;
Bir kedide karşıdan araba gelirken kaçar.
Bir insanda karşıdan araba gelirken kaçar. fakat Bir kedi oradan geçerken önüne araba çıkacağını düşünemez çünkü beyindeki madde ler arasında öyle bir etkileşim olmamışdır.
Düşünün biz oksijensiz yaşayamayız. ve oksijende fotosentez sonucu oluştuğunu biliyorsunuzdur. ama bitki bizim için Oksijen gazı vermez. Bitki aslında artık Oksijen gazını atmosfere verir. ama Bu oksijen gazı ne yaşam formlarının açığa çıkmasına sebep olmuştur.ve hiç bir canlı bir başkası için çalışmaz bakın hepsinin yaptığı bir sonuç diğerinin oluşmasına sebep olmuş ve denge sağlanmıştır bu denge olmasaydı şuan yaşamda olmazdı. Yukarıdada dediğim gibi insanlar bu dengeyi bozmaktadır.
Virüslere gelirsek.
Virüsler bir nevi hücreyi hackleyip kontrolü ele geçiriyor. Ve bunu DNA-RNA kodlarıyla yapıyor. Bilgisayardaki virüslerde aynı yolla hacklemiyormu? Aslında bir yazılımı hacklememizde onun kodlarıyla oynamamız anlamına gelir.
DNA bizim yazılım kodumuzdur demiştim zaten. Evet yaşamda bu kodlar sayesinde var. ve bunların kontrolünü ele geçirmek mümkün.
Canlı dediğimiz şey tam olarak nedir ? Bence Canlı diye birşey yoktur çünkü canlılarda maddelerin birbirleriyle etkileşimi sonucu canlılık özelliklerini kazanıyorlar.
bir kimyasal reaksiyonu düşünün. Ama bir insanda bunlardan milyonlarcası oluyor. Bunlar belli bir sıraya göre gerçekleştiğinde bir davranışımız bir düşüncemizi gerçekleştirmiş oluyoruz. Doğadaki canlı dediğimiz herşey (insanlar hariç) belli bir düzen içindedir onlarında kendi aralarında etkileşimleri vardır. ama insanların doğayla etkileşimleri yoktur. insan aslında bu canlılar arasındaki etkileşimi bozmaktadır. insanın diğer canlılardan farkı ise beyinlerindeki etkileşimlerin daha fazla olması ve daha fazla sonuç çıkarmasıdır. Örneğin;
Bir kedide karşıdan araba gelirken kaçar.
Bir insanda karşıdan araba gelirken kaçar. fakat Bir kedi oradan geçerken önüne araba çıkacağını düşünemez çünkü beyindeki madde ler arasında öyle bir etkileşim olmamışdır.
Düşünün biz oksijensiz yaşayamayız. ve oksijende fotosentez sonucu oluştuğunu biliyorsunuzdur. ama bitki bizim için Oksijen gazı vermez. Bitki aslında artık Oksijen gazını atmosfere verir. ama Bu oksijen gazı ne yaşam formlarının açığa çıkmasına sebep olmuştur.ve hiç bir canlı bir başkası için çalışmaz bakın hepsinin yaptığı bir sonuç diğerinin oluşmasına sebep olmuş ve denge sağlanmıştır bu denge olmasaydı şuan yaşamda olmazdı. Yukarıdada dediğim gibi insanlar bu dengeyi bozmaktadır.
Virüslere gelirsek.
Virüsler bir nevi hücreyi hackleyip kontrolü ele geçiriyor. Ve bunu DNA-RNA kodlarıyla yapıyor. Bilgisayardaki virüslerde aynı yolla hacklemiyormu? Aslında bir yazılımı hacklememizde onun kodlarıyla oynamamız anlamına gelir.
DNA bizim yazılım kodumuzdur demiştim zaten. Evet yaşamda bu kodlar sayesinde var. ve bunların kontrolünü ele geçirmek mümkün.
21 Ağustos 2010 Cumartesi
Beyin
Orjinal Yazım Tarihi:06.05.2010
Aslında ruh dediğimiz şey beyinden başka bişey değil. Benim için ruh diye birşey yok. Biliyom çoğunuz bana karşı çıkıcaksınız ama tüm herşeyimizi yöneten beyindir.
Davranışlar,düşünme,karar verme , mantıklı düşünme vb... Beyni hasar almış bir insan hiç bir şekilde eskisi gibi olamaz. (Bu hasar alan bölgeye göre ciddiliği ve gereksizliği değişir tabi.) Eğer ruh olsaydı olurdu. Ruh olsaydı beynini çıkarsan bile düşünebilmesi lazımdı.
Örneğin beyin ölümü gerçekleşmiş biri bidaha geri gelemez.
insanın davranışlarını kişiliğini kontrol eden bölge frontal lob dediğimiz yerdir. Eğer darbe almışsa(hasar) Hiç küfür ettiğini duymadığınız biri ana avrat söve bilir. bu doğrudur. geçmişte örnekleri var. İşine,Kendine önem veren bi kişi bir anda hayattaki herşeyi boşverebilir. hiç birşeyi umursamayan serserinin biri olabilir.
sinirler elektriksel şekilde iletildiği için bence bunu bozacak bu iletime etki edecek bir manyetik alan yaratırsak beyin düzgün çalışmaz ve insanları kontrolden çıkartabiliriz.
Beynimiz bizim herşeyimiz. yani aslında ruhumuzun ta kendisi.
bazıları bu beden önemli değil diye geçiştiriyor. önem vermiyor. Acaba bu bedenden sonra başka bir şekilde gözünüzü açabilecekmisiniz ? Hiç sordunmu kendine ?
Ve bir insanın dış görünüşü nasıl özelliklere sahip olacağını belirleyende genetik kodlardır. Bunlarla oynanarak belki tipinizi bile değiştirebilirsiniz.
Genetik kodlar la belki kendine yeni özellikler verebilirsin bunların hepsi bence mümkün. ama bunlar teknoloji yetersizliği nedeniyle şuanlık mümkün değil.
Mesala kendinize uygun bir kanat eklediniz. Veya daha basit birşey gözünüzün rengini değiştirdiniz. Daha önce bahsetmiştim kendinize istediğiniz gibi ırkda yaratabilirsiniz. Ve hayatı hacklemiş oluruz.
ozaman da Şuanki gibi gerizekalı kişiler olursa, Aynen şunu derler
"yaptığınız şey Allah'ı hiçe saymaktır." ,"Allah'ın yarattığı şeyleri değiştiriyonuz."
Falan Filan
Ahmet Cem KAYA
Aslında ruh dediğimiz şey beyinden başka bişey değil. Benim için ruh diye birşey yok. Biliyom çoğunuz bana karşı çıkıcaksınız ama tüm herşeyimizi yöneten beyindir.
Davranışlar,düşünme,karar verme , mantıklı düşünme vb... Beyni hasar almış bir insan hiç bir şekilde eskisi gibi olamaz. (Bu hasar alan bölgeye göre ciddiliği ve gereksizliği değişir tabi.) Eğer ruh olsaydı olurdu. Ruh olsaydı beynini çıkarsan bile düşünebilmesi lazımdı.
Örneğin beyin ölümü gerçekleşmiş biri bidaha geri gelemez.
insanın davranışlarını kişiliğini kontrol eden bölge frontal lob dediğimiz yerdir. Eğer darbe almışsa(hasar) Hiç küfür ettiğini duymadığınız biri ana avrat söve bilir. bu doğrudur. geçmişte örnekleri var. İşine,Kendine önem veren bi kişi bir anda hayattaki herşeyi boşverebilir. hiç birşeyi umursamayan serserinin biri olabilir.
sinirler elektriksel şekilde iletildiği için bence bunu bozacak bu iletime etki edecek bir manyetik alan yaratırsak beyin düzgün çalışmaz ve insanları kontrolden çıkartabiliriz.
Beynimiz bizim herşeyimiz. yani aslında ruhumuzun ta kendisi.
bazıları bu beden önemli değil diye geçiştiriyor. önem vermiyor. Acaba bu bedenden sonra başka bir şekilde gözünüzü açabilecekmisiniz ? Hiç sordunmu kendine ?
Ve bir insanın dış görünüşü nasıl özelliklere sahip olacağını belirleyende genetik kodlardır. Bunlarla oynanarak belki tipinizi bile değiştirebilirsiniz.
Genetik kodlar la belki kendine yeni özellikler verebilirsin bunların hepsi bence mümkün. ama bunlar teknoloji yetersizliği nedeniyle şuanlık mümkün değil.
Mesala kendinize uygun bir kanat eklediniz. Veya daha basit birşey gözünüzün rengini değiştirdiniz. Daha önce bahsetmiştim kendinize istediğiniz gibi ırkda yaratabilirsiniz. Ve hayatı hacklemiş oluruz.
ozaman da Şuanki gibi gerizekalı kişiler olursa, Aynen şunu derler
"yaptığınız şey Allah'ı hiçe saymaktır." ,"Allah'ın yarattığı şeyleri değiştiriyonuz."
Falan Filan
Ahmet Cem KAYA
19 Ağustos 2010 Perşembe
J.Paul Sartre'ye eleştiri
Orjinal Yazım Tarihi:24.05.2010
Not: Tarihteki büyük filozoflardan biridir biliyorum ve sadece bir konudaki araştırmasını eleştiricem.
J.paul Sartre'nin Ahlaki konularda yorumlarına katılmıyorum. Şunları demiş.
"İnsanın varoluşu özünden gelir. insan önce çıplak bir varoluştur sonra kendi öznü kendi oluşturur. İnsan ne olmak istiyorsa onu olur insan özgürlüğe mahkumdur. Hiç kimse iyi kötü masum değildir." Demiş
Evet insan doğunca çıplak bir varoluştur. Ama herkez kendi özünü oluşturacak kadar zeki ve akıllı değildir. Sartre insanı kendisine örnek olarak açıklamış. Ama her insan akıl ve mantığını düzgün kullanamıyor. Taklit veya çoçukkenden aklına yerleştirilmiş şeyleri benimsiyor. Aklını kullanamayan insanlar genelde çok aşırı dinci olur. ve çevrelerinin etkisinde kalırlar. Mantıklı düşünemezler onlarda kişinin özünü oluşturan kendileri dğeil çevresidir. Özellikle gelişmemiş ülkelerde bu sıklıkla yaşanır çünkü insan tam özgür değildir. Gelişmiş ülkelerde ise bu mantığını kullanamayan insanlara mantığını kullanmayı öğretirler. Neyin günah neyn sevap olduğunu değil. Mantığını kullanan insan iyi ile kötüyü ayrıt edebilir çünkü.
Malesef Türban,Çarşaf gibi şeyler mantığı kullanamadıkları için ortaya çıkmıştır çünkü mantığı şöyle düşünün. bir çizgi var bir tarafı (sol) Mantığı kullanınca olacaklar diğer taraf ise kullanmayınca olacaklar(sağ). Mantığını iyi kullanan biri çizginin soluna doğru itilir. ve Olumlu sonuçlar ortaya çıkar. Mantığını kullanamayan biri ise sağa itilir. Sürekli itilir. ve mantık ters çalışmaya başlar. Türban takar ve taktığını mantıklı bişey sanar. VE öyle itilir gider sağa doğru...
Eğitim bunu sola itmeye çalışır herzaman cahillik bunu sağa doğru iter. Sağa veya sola iten birsürü etken vardır. Hangisi baskın olursa o kişi o yönde düşünür. gelişir. Bazen eğitim bile sola itmeye yetmez. Eğitim Özgürlük mantık... sola iterken Din baskısı Ailenin düşünüş tarzları ve cahillik bunu sağa doğru iter. Yani kısaca akılsız biri çevreye göre gelişir. Akıllı biri mantığına göre çevresel etkenleri yıkıp sola doğru kendini götürebilir. Akılsız biri ise çevresi nekadar sol tarafta olursa olsun başkaları tarafından kolayca kontrol edilebileceği için sağa doğru yönelebilir.
Ahmet Cem KAYA
Not: Tarihteki büyük filozoflardan biridir biliyorum ve sadece bir konudaki araştırmasını eleştiricem.
J.paul Sartre'nin Ahlaki konularda yorumlarına katılmıyorum. Şunları demiş.
"İnsanın varoluşu özünden gelir. insan önce çıplak bir varoluştur sonra kendi öznü kendi oluşturur. İnsan ne olmak istiyorsa onu olur insan özgürlüğe mahkumdur. Hiç kimse iyi kötü masum değildir." Demiş
Evet insan doğunca çıplak bir varoluştur. Ama herkez kendi özünü oluşturacak kadar zeki ve akıllı değildir. Sartre insanı kendisine örnek olarak açıklamış. Ama her insan akıl ve mantığını düzgün kullanamıyor. Taklit veya çoçukkenden aklına yerleştirilmiş şeyleri benimsiyor. Aklını kullanamayan insanlar genelde çok aşırı dinci olur. ve çevrelerinin etkisinde kalırlar. Mantıklı düşünemezler onlarda kişinin özünü oluşturan kendileri dğeil çevresidir. Özellikle gelişmemiş ülkelerde bu sıklıkla yaşanır çünkü insan tam özgür değildir. Gelişmiş ülkelerde ise bu mantığını kullanamayan insanlara mantığını kullanmayı öğretirler. Neyin günah neyn sevap olduğunu değil. Mantığını kullanan insan iyi ile kötüyü ayrıt edebilir çünkü.
Malesef Türban,Çarşaf gibi şeyler mantığı kullanamadıkları için ortaya çıkmıştır çünkü mantığı şöyle düşünün. bir çizgi var bir tarafı (sol) Mantığı kullanınca olacaklar diğer taraf ise kullanmayınca olacaklar(sağ). Mantığını iyi kullanan biri çizginin soluna doğru itilir. ve Olumlu sonuçlar ortaya çıkar. Mantığını kullanamayan biri ise sağa itilir. Sürekli itilir. ve mantık ters çalışmaya başlar. Türban takar ve taktığını mantıklı bişey sanar. VE öyle itilir gider sağa doğru...
Eğitim bunu sola itmeye çalışır herzaman cahillik bunu sağa doğru iter. Sağa veya sola iten birsürü etken vardır. Hangisi baskın olursa o kişi o yönde düşünür. gelişir. Bazen eğitim bile sola itmeye yetmez. Eğitim Özgürlük mantık... sola iterken Din baskısı Ailenin düşünüş tarzları ve cahillik bunu sağa doğru iter. Yani kısaca akılsız biri çevreye göre gelişir. Akıllı biri mantığına göre çevresel etkenleri yıkıp sola doğru kendini götürebilir. Akılsız biri ise çevresi nekadar sol tarafta olursa olsun başkaları tarafından kolayca kontrol edilebileceği için sağa doğru yönelebilir.
Ahmet Cem KAYA
Kültür
Orjinal Yazım Tarihi:30.05.2010
Bir milletin kültürü yok olmaz gelişir. Kültür gelişmekte zorundadır. Ama sizin kültürünüz Dünyada en iyi kültür ise diğer ülkeler sizin kültüre yönelir. Örneğin batının iyi şeylerini alıp kültürümüzü koruyalım diyorlar. Bu imkansızdır. Batıyı örnek alıyorsak kültürde o yönde gelişir. Kültür dediğinde gelişmelidir. Hiç bir toplumun 1000 yıl önceki kültürü ile şimdiki kültürü bir değildir yine kültürün gelişmesinde rol oynayan faktörler vardır. Eğitim,Mantık,Din...
eğitimli bir insan iyi olan kültüre yönelir. Günümüzde internet sayesinde kültürler arası paylaşımlar oluyor. BU paylaşımlar artıcak ve dünyanın ortak bir kültürü doğacaktır. Ama bazı ülkeler erken gelitircek bazıları yavaş. Bu hıza etkiyen faktörleri yazdım. Eğitim herzaman iyiye doğru iter. ve bir milletin kültürü gelişmesse O millette gelişemez.
Ahmet Cem KAYA
Bir milletin kültürü yok olmaz gelişir. Kültür gelişmekte zorundadır. Ama sizin kültürünüz Dünyada en iyi kültür ise diğer ülkeler sizin kültüre yönelir. Örneğin batının iyi şeylerini alıp kültürümüzü koruyalım diyorlar. Bu imkansızdır. Batıyı örnek alıyorsak kültürde o yönde gelişir. Kültür dediğinde gelişmelidir. Hiç bir toplumun 1000 yıl önceki kültürü ile şimdiki kültürü bir değildir yine kültürün gelişmesinde rol oynayan faktörler vardır. Eğitim,Mantık,Din...
eğitimli bir insan iyi olan kültüre yönelir. Günümüzde internet sayesinde kültürler arası paylaşımlar oluyor. BU paylaşımlar artıcak ve dünyanın ortak bir kültürü doğacaktır. Ama bazı ülkeler erken gelitircek bazıları yavaş. Bu hıza etkiyen faktörleri yazdım. Eğitim herzaman iyiye doğru iter. ve bir milletin kültürü gelişmesse O millette gelişemez.
Ahmet Cem KAYA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)